Bizler Receb ayında ne anlatacağız

Bizler Receb ayında ne anlatacağız

09.03.2019
 
 
     
Dünkü yazımda, ‘Diyanet İşleri Receb ayında neler diyecek’ diye başlık atmış ve ülkemizde dini manada yaşanan sömürüyü ve bu sömürü karşısında hem maddi, hem de manevi olarak sorumlu olan Diyanet teşkilatının derin suskunluğunu önünüze koymaya çalışmıştım.
 
Tabi bazı kesimler; Diyaneti masaya koyuyorsunuz da, siz neler anlatacaksınız Receb ayında diye soru aldık.
 
Biz ne yapacağız Receb ayında?
 
Tek Hak din İslam’dır diyeceğiz, anlatacağız. Bunun dışında arayışta olanlar, üç hak din, İbrahimi dinler, onlar da Müslüman, bütün dinlerin ortak adı İslam gibi söylemlerde bulunanların Vatikan sözcüleri, olduğunu ayet ve hadislerle ortaya koyacağız.
 
Sünni’sine de, Alevi’sine de, Caferi’sine de, Şia’sına da, "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt’tir" diyeceğiz. 
 
Gelin bu merkezde hem madden, hem de manen birleşelim. İri olalım, diri olalım ki, münafıklar bizi birbirimize düşürmesin.
 
Aleviler şöyledir, Sünniler böyledir, Şialar şudur vs. gibi şeytani söylemleri yerle bir edip, Müslüman’ın kanının akıtılmasının önüne geçme gayretinde olacağız. 
 
İnsanımıza, tüm İslam coğrafyasına ve dünyaya; ‘Kelime-i Şahadet getirmiş herkesin tek tırnağını bile; ne Obama’ya, ne Putin’e, ne Trump’a değişmeyeceğimizi anlatacağız.
 
Devletin dininin adalet olduğunu anlatacağız. Partilerin dininin olamayacağını, partilere oy verenlerin dinsiz şeklinde damgalanamayacağını, böyle ithamlarda bulunanların kendi dinlerini heba ettiklerini anlatacağız.
 
Devlet malının, (madenlerin, yapılmış yatırımların, fabrikaların, işletmelerin vs.) kutsallığından, bunlara zarar verenlerin akıbetinden bahsedeceğiz. 
 
Faizin, faizli sistemde ısrar etmenin, rıza göstermenin hem maddi, hem de manevi yıkımlarını anlatacağız. 
 
Atatürk’ü anlatacağız ki, Atatürk’ün imanına, şahsiyetine, namusuna dil uzatanların nasıl bir küfür içinde olduklarını görüp, bunlara ortak olmayasınız, diye.
 
Rahmet-el lil Âlemin’i, Ehl-i Beyt’ini, Veda Hutbesinde bıraktığı o iki emanetini anlatacağız. Gadir-i Hum’u, Sakife’yi, Kerbela’yı anlatacağız.
 
Kur’an’da insanların en şerlileri, diye tarif edilen müşrikleri, Ehl-i Kitabı anlatacağız. Bunlarla müttefik, stratejik ortak ve dost olmanın maddi, manevi, siyasi, ekonomik yıkımlarını ortaya koyacağız. 
 
Tabi bizi tanıyan arkadaşlar, ‘Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu bu ve daha onlarca başlığı yılın 365 günü zaten anlatıyor’ diyorlardır.
 
Doğru. Hakikat her daim tazedir, temizdir. Kıyamet sabahına kadar vakti geçmez. Hakikati anlatmakta ilahi bir emirdir;
 
"Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır." (Ali İmran, 104)
 
Bizler de, Prof. Dr. Haydar Baş’ın eserleri, öğretileri doğrultusunda alabildiklerimizi şahsımızda fiiliyata geçirip, anlatmaya çalışıyoruz.
 
Receb ayına gelirsek! Bu ay saygı ayı, tazim ve hürmet ayıdır. İslam’dan önce müşrikler bile bu ayda öfkelerini yutar, kılıçlarını kınlarına koyar, husumetlerini bir kenara bırakırlardı.

İslam ile birlikte Allah-u Teâlâ bu ayı övmüş, ‘benim ayımdır’ diye bizlere hem müjde, hem de mesaj vermiştir.
 
Bizler de ayrılıklarımızı, gayrlılıklarımızı bir kenara atıp Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt de buluşup hem kendimizi, hem ülkemizi, hem de İslam dünyasının kurtuluşuna vesile olalım.
 
Ha! Olmadı. Biz kurtulmuş oluruz o zaman. 
 
Hikmet ehli âlimler, Receb ayı için şöyle derler;
 
"Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer… Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer."
 
Üç aylarımız hayırlı ve mübarek olsun…
 
 

Etiketler:

Yorum Yaz

Araç çubuğuna atla