Hastalara Ulaşmak

Hastalara Ulaşmak

Dr. Abdullah TERZİ

Alışılagelen ve uygulanan odur ki, çare hasta olan ve rahatsızlıklarına çare arayanlar kendilerine yardımcı oacak bir tabib bulurlar. Genellikle hasta, hekime başvurur. Ancak, buna imkânı olmayan ve hekime gidecek kadar takat ve mecali kalmamış olan hastaya doktoruna gitme zorunluluğu vardır. 
Bazan hekimlik, tümüyle hastanın ayağına gitmeyi gerektirir. Bilhassa bulaşıcı ve salgın hastalıklarda koruyucu ve tedavi edici hizmetler, global olarak fertlerin tümüne ulaşmakla mümkündür. Kendisini sağlam ve sıhhatli zannedip de amansız hastalıklara düçar olanlara bilvesile varmak da tababet sanatının inceliklerindendir.

Bedeni arazların ve ızdırabların giderilmesine matuf hizmetler, hizmet edilen insan gibi bir varlık olunca, her türlü değerin ve takdirin fevkinde’dir. İster hasta, hekime başvursun, isterse hekim hastaya ulaşsın… Bu nokta insanın varlık gayesiyle doğrudan alakalı manevî ruhî ye kalbi rahatsızlıklarının giderilmesi ve tedavisi sözkonusu olunca hizmetin zanacağı değer paha biçilmez olur.

Bugün insanlığın bedenine musallat olan ve sağlığını ciddi olarak tehdit eden binbir çeşit hastalık vardır ve bir kısmının henüz devası bizlerce bilinmemektedir. Ancak ne tür olursa olsun “Hastalık, ölüm getirmez” kabilinden, herbiri neticede bir bahane olacak ve insan ebedi âleme göçecektir. Halbuki ‘ölüm ve hayatın gayesi, hangimizin daha güzel lş-âmel yapacağı ile alakalıdır’. Bu da, ilgimizi, sadece göçte bir bahane olabilen hastalıklardan; göç edecek insanın ebedi kişiliğini belirleyecek manevi oluşuna etkili ve onu bir kanser gibi eriten manevi hastalıkla’ra çekiyor.

Özellikle günümüzde bu açıdan manevi tabib arayanların sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur ve hatta arayışların kitlesel boyutlar kazandığım, ruhi-psikolojik çöküşlerini fârkedcn toplumların topluca manevi çıkış yolları gösterecek önder tabibler aradıklarını söyleyebiliriz.

● İşi, mesleği, uğraşısı ne olursa olsun, her bir mü’min “bildiğinin âlimidir” ve onu bir reçete gibi taşıyarak etrafındaki hastalara ulaştırmalıdır, tavsiye etmelidir. Zira unutulmamalıdır ki, insanların manevi

Sayfa 14 İCMÂL HAZİRAN 1989

kuruluşlarının topyekün bağlı olduğu din, yani İslâm nasihattir, öğüttür.

● Bugün binbir güçlükle bu fedakârane hizmete koşanlar, aynı gayreti ihlâsla yürüten diğer manevi tabiblere ve beraberindekilere en azından duacı olmak durumundadırlar. Yoksa hastaların çok ve problemlerinin acil müdahaleyi gerektirdiği şartlarda “Bırakın bu hastalar, onları ben tedavi edeceğim” diyerek acil müdahaleye yönelenler belki de birkaçına hizmet verirler ama, milyonlarcasının da manevi ölümünü peşinen hazırlamış olurlar.

● Hasta olan bizim insanımızdır. Ona yardımcı olacakların sıhhatli olması, manen iyi durumda bulunması zaruridir. Bunu sağlayacak tedbirler ve imkânlara acilen kavuşmak . şarttır. Yoksa manevi ahlâki arazların salgınlaştığı bir ortamda, kendini koruyamayanların akıbeti hastalardan farklı olmayacaktır.

Bedeni ve maddi arazlara, vücudda ilgili bozuk organlara yönelik iyileştirici tedaviler uygulanır. Manevi bünyenin merkezi kalbdir. “Onun iyiliği tüm manevi oluşun iyiliği olacaktır”. Kalblerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyeti, gözlerin ve gönüllerin nuru olan kâmil insan Hz. Muhammed (sav)’in reçetesi bizim reçetemizdir:

“Herşeyin bir şifası vardır. Kalblerin şifası ise zikrullahtır, Allah’ı hatırlamaktır”.

Bu manevi hayat iksirini elden ele, gönülden gönüle, dilden dile taşımak inananların görevi olmalıdır.●

Sayfa 15 İCMÂL HAZİRAN 1989

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir