Ehl-i Beyt’in yüceliği

Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Biz Ehl-i Beyt’i, şanı yüce olan Allah tertemiz kılmıştır. Biziz Ehl-i Beyt, nübüvvetin şeceresinden, risaletin indiği yer olup, meleklerin inip çıktığı rahmet eviyiz! Bizler, ilmin madeniyiz!”

Ayet-i kerimenin açık hükmüne göre Ehl-i Beyt imamları Allah’ın isteği üzerine her türlü pislikten; şirkten, ikiyüzlülükten, günahlardan, yalandan, iftiradan… tertemiz kılınmışlardır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurdu: “Kur’an dört çeyrek üzere indi. Bir çeyreği biz Ehl-i Beyt’in fazileti hakkında indi; bir çeyreği biz Ehl-i Beyt’in düşmanlarının zemmi hakkında indi; bir çeyreği peygamberlerin hayatlarından ve nasihatlerinden indi; bir çeyreği ise Allah’ın insanlara çizmiş olduğu kanunları göstermek için inmiştir.”

Kuran’ı Kerim’in ilk toplayıcısı, kitap haline getireni ve ilk müfessiri Hz. Ali Efendimiz ve Hz. Fatıma Anamızdır.

İbn Ebi’l Hadid, şöyle diyor: Hz. Ali (a.s) tefsir ilminin kurucusudur ve her kim tefsirlere müracaat edecek olursa bunu açıkça görür. İster o kısımdaki ayet doğrudan O’nun tarafından tefsir edilmiş olsun ve isterse o ayetin tefsiri İbn Abbas tarafından yapılmış olsun. Çünkü nihayetinde O da Hz. Ali’den almıştır. ‘İbn Abbas’a senin ilmin ile amcaoğlunun (İmam Ali’nin) ilminin nispeti nedir?’ diye sorulduğunda İbn Abbas şöyle cevap vermiştir: Sonsuz bir okyanusta bir yağmur tanesi gibidir.

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Lokman / 27)

İmam Hasan Askeri şöyle dedi: “Allah’ın tükenmeyen sözleri biz, Ehl-i Beyt’iz. Bu sözler, bizim ilmimizin sözleridir! Bizim yüceliğimizin bütünü idrak edilmez ve anlatmakla tarif edilemez.”

İmam-ı Muhammed el-Bakır hazretleri, Ehl-i Beyt’in esas değerini şöyle anlatmış:

“Ey insanlar! Peygamberinizin Ehl-i Beyt’ini Allah, kerameti ile şereflendirdi, hidayeti ile izzetli kıldı ve dinine onları seçti. Onları, ilmi ile herkesten üstün kıldı ve ilmini de onlarda makam kıldı. Gayb ilmini de onlara açtı. Kendileri dininin direkleri; dine ve hakka davet eden imamlardır. Kendileri dine, hakka davet edenler ve hak ile hükmedenlerdir. Kendileri yıldızlar gibi olup, takip edilmesi gereken yoldurlar. Kendileri tertemiz kılınmış zürriyet ve orta yolun imamlarıdırlar. Kendilerine teslim olanlara da eman yeridir onlar. Kendileri, onlara bağlananlara kurtuluştur. Onlara bağlanan kurtulur ve onlara düşman olan ise helak olur. Kendilerine tutunanlar şüphesiz olarak kurtulmuşlardır. Kendilerinden başkalarına tutunanlar da şüphesiz olarak dinden çıkmışlardır. Kendileri, insanların onunla müptela kılındıkları kapıdırlar, kim o kapıdan içeri geçerse kurtulur ve kim onu inkâr ederse düşüp yok olur. Kendileri, selamet yurdu gibidirler, içine giren selamet ve imana geçmiştir. Kendileri rahmet ve bereketin Ehl-i Beyt’idir. Allah, onlardan her türlü pisliği giderip, onları tertemiz bir halde kılmıştır!”

İmam-ı Hasan el-Mücteba hazretleri buyurdu ki:

“Ey insanlar! Beni tanıyan tanır ve beni tanımayana ise ben; Ali’nin oğlu Hasan’ım! Ben, beşir ve nezirin (s.a.a.) oğluyum! Ben, Allah’ın izni ile O’na davet edenin oğluyum! Ben, aydınlık ve nur saçan kandilin oğluyum! Ben, o Ehl-i Beyt’tenim ki Allah, onlardan her türlü pisliği gidermiş tertemiz bir halde kılmıştır!”

“Bu mübarek şahısları görüp sevmemek mümkün değildir. Fakat onları ancak mü’min olanlar sever. Onlara da ancak kâfir olanlar buğz eder. Ehl-i Beyt’i sevmek ile mü’min olun ve onları sevmeyenlere buğz ederek kâfir olup cehennemin ateşine atılmaktan sakının!”(Ebu Zer Gıfari Hazretleri)

Bilinmelidir ki, Ehl-i Beyt’i tanımayanın, bilmeyenin ve sevmeyenin kalbine zerre kadar iman girmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir