MADEN TALANI

Maden talanı…

  Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardır 3 katrilyon dolar değerinde ham halde maden rezervlerine sahip olduğumuzu her ortamda dile getiriyor. Önceleri “Türkiye’de maden yok” diyerek bu gerçeğin üzerini örtmek istediler ama Prof. Dr. Baş, ülkemizin sahip olduğu madenleri belgelerle, madde madde, il il sayarak gün yüzüne çıkarınca, artık üstünü örtemeyeceklerini anladılar başka bir yalana sarıldılar.

Lozan 2023 yalanı… Yani “Madenler var ama Lozan anlaşmasında bulunan gizli bir madde sebebiyle 100 yıl boyunca bu madenleri çıkartamayız” yalanı…

Prof. Dr. Baş, bu sefer Lozan gerçeğini halkımıza daha detaylı anlatmaya çalıştı. Lozan’da gizli bir maddenin olmadığını, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana ülkemizde birçok madenin çıkartıldığını, bu yalanların Türkiye’deki maden gerçeği görülmesin diye İngiliz ve Yunan istihbaratı tarafından uydurulduğunu belgelerle önümüze koydu.

İşin garip tarafı, yapılan maden talanında, ağaç katliamlarını, su kirlenmesini ön plana çıkartanlar, ne hikmetse trilyonlarca dolarlık milli servetimizin haraç mezat dışarıya aktarılmasını pek gündem etmiyorlar. Halbuki buradaki asıl mesele madenlerimizin hortumlanmasıdır. Adamlar çevreye zarar vermeden bunu yapsa razı mı olacağız?

Yaşanan maden talanını taa başından beri gündemde tutan, hem devletimizi hem de milletimizi bu noktada ayıktırmaya çalışan bir tek kişi var, o da BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş… Zaten bazı medya basın organlarının ısrarla Prof. Dr. Baş’tan bir kare, bir satır dahi bahsetmemesinin ana sebebi de bu; milleti ayıktırmaya çalışması…

Sayın Baş, başta Türkiye olmak üzere ülkelerde neden maden gerçeğinin gizlenmek istendiğini Milli Ekonomi Modeli’nde (MEM) 269’uncu sayfadan 290’a kadar detaylıca anlatmaktadır. Dilerseniz bazı bölümlerini özetle aktarmaya çalışalım:

* Yeraltı kaynakları bir millete ait olan doğal zenginlerdir.

* Devletlerin yapması gereken, bu kaynakları milletinin menfaatine millet ile birlikte çıkarmak, işlemek ve satmaktır. (Ama ülkemizde maden yasaları çıkartılarak maalesef maden sahalarının tamamına yakını yabancılara verildi.)

* Bu kaynakların, ait olduğu ülke menfaatine kullanılmasını istemeyen küresel güçler ise, bu kaynakları kendi tekellerine almak isterler.

* Bu amaç doğrultusunda o ülkenin ekonomi politikalarına müdahale ederek adeta o ülkenin ekonomik bağımsızlığını kısıtlarlar. (Bize borç verip, “maden çıkartma” diyorlar.)

* Bir ülke, yeraltı kaynaklarını yabancılara çıkarttırıyor ve işlemeden (hammadde olarak) satıyorsa, bu o millete ait olan yeraltı kaynaklarının küresel güçlere aktarılması demektir.

* Küresel güçler, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerin sahip oldukları yeraltı kaynaklarının farkına varılmaması için her türlü yolu denemektedir. (Lozan 2023 yalanı, “maden yok” yalanı bu kapsamda değerlendirilebilir.)

* Bu ülkelerdeki maden araştırmalarının önünü kesmeye çalışarak, bulunan yeraltı rezervlerini olduğundan az göstermektedirler.

* Bu kaynakları kendi menfaatileri doğrultusunda kullanabilecekleri ortam oluştuğunda ise, daha önce olmadığı söylenen kaynaklar bir anda açığa çıkar ve bu küresel güçlerin mülkiyetine geçer. (Yıllardır petrol yok deniyordu, şu anda 5000 civarında kuyudan ABD ve İsrail şirketleri günde milyonlarca varil petrol çıkarmakta, işlemeden alıp götürmektedir.)

* Milli Ekonomi Modeli tezimizde, madenler milletin malıdır ve milli servettir. Yabancılara ruhsat vererek devredilmesi yerine, devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi gerekir.

* Madencilik alanında milli bir politika izleyen Atatürk, 1935 yılında Brezilya’ya kömür ihraç ederken; bugün IMF dayatmaları ile yapılan özelleştirmeler, Türkiye’yi Kolombiya’dan bile kömür ithal eder noktaya getirmiştir.

* 1980’lerden itibaren başlayan özelleştirme rüzgârından önce son derece düşük miktarlarda başlayan kömür ithalatı 2015 yılında 3 milyar dolara ulaşmıştır. (2015 raporu)

* 3213 sayılı Maden Kanunu önce 5177 sayılı kanun ile son olarak da 04.02.2015 tarihli 6592 sayılı kanun ile değiştirilerek yabancıların çıkardıkları madenden devlet payı yüzde 2 seviyelerine kadar düşürülmüştür.

* Şu ana kadar verilen altın madeni ruhsatı sayısı 1000’i aşmıştır. (Dikkatinizi çekerim, Kaz Dağları’nda 200 bin ağaç kesilerek, 100 milyon dolar yatırımla 4,2 milyar dolarlık kar elde edilen altın faaliyeti sadece 1 ruhsattır.)

* ABD’li petrol şirketi Alaaddin Middle East’in eski ortağı ve Müdürü olan Öymen Sayer 12.02.1997 yılında Reuters’e verdiği mülakatta bir ucu Mardin’de olan petrol denizine işaret ederek, sadece Mardin’den günde 1,5 milyon varil petrol çıkarılacağını ifade etmiştir.

* Suudi Arabistan 4000 metre aşağıya inip petrol havuzundan istifade ederken ülkemizdeki kuyular genellikle 1000-2500 metre aralığındadır.

* Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2013 yılı sonu itibarıyla yerli ve yabancı firmalara devredilen petrol arazisi 88 milyon dönüm, yani ülkemizin yüzde 10,8’idir.

Daha birçok bilgi var ama hepsini aktarmayalım, MEM’i mutlaka okuyunuz.

Sadece Kaz Dağları Kirazlı’da Alamos Gold 3 milyon ons altın bulduklarını söylüyor, bunun piyasa değeri belirttiğimiz gibi 4,2 milyar dolar… Diğer 1000 maden sahasında da benzer bir tablo olduğundan hiçbir şüphe yok… Toplamda, kısa vadede elde edilecek 4,2 trilyon dolarlık bir servetten bahsediyoruz. Hem de her biri 100’er milyon dolarlık yatırımla…

Bu 4,2 trilyon dolar bizim elimizde olsaydı, bütün borçlarımızı öder miydik, 7000 TL asgari ücret verebilir miydik, annelerimize 2500 TL maaş, herkese 1000 TL vatandaşlık maaşı, 15 bin TL doğum parası verebilir miydik? Elbette…

Prof. Dr. Baş’ın MEM’de ifade ettiği bütün sosyal devlet projelerini hayata geçirebilirdik. Daha 3 katrilyon dolarlık servetimizden bahsetmiyoruz, yani kıyamete kadar 100’lerce Türkiye’yi bakacak bir hazineye sahibiz…

Ama şimdi bu serveti Kanadalı, Hollandalı, ABD’li, Alman götürüyor, bizler ise bu servetin sahibi Türk milleti olarak sadece taş taşıyoruz. Hem de Hollandalı CEO’nun dediği gibi, taş taşımada dünyanın en iyisiyiz! Bu yaşananlar da bizleri ayıktırmayacak ve çözümün sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’la buluşturmayacaksa, daha ne diyelim, taş taşımaya devam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir